İstanbul 2342 yıl önce bugün kurulmuş. Neden kutlanmıyor bu bayram?
Kepler Kuralı yoğunluğun tanımlamasıdır
Newton yoğunluğu böyle tanımlamıştır:
Madde miktarı; maddenin yoğunluğu ve hacminin birliğinden doğan madde ölçüsüdür.
(Isaac Newton; Tabiat Felsefesinin Matematiksel İlkeleri (1687) 1. tanımlamadan alınmıştır.)
Newton’un yoğunluk tanımlaması Kepler Kuralının kelimelerle ifadesidir; Kepler Kuralını bir orantı olarak şöyle yazabiliriz:
Bu orantıyı Newton’un yoğunluk tarifinin matematiksel ifadesi olarak okuyabilirliz; yani, “maddenin miktarı yoğunluk çarpı hacımdır”. (Newton’un “frekansın karesi”ni yoğunluk anlamına kullandığını anlıyoruz):
Newton Kepler Kuralının yoğunluğun tanımlaması olduğunu bulmuştur.
Newton’un bu tarihi buluşu bizi, onun İlkeler‘inde tanımladığı ve doğayı doğaüstü elemanlar (yani, madde ve güç) ile açıklayan fantezi dünya görüşünü sorgulamaya zorluyor.
Peki, Newton neden bu en önemli buluşunu insanlığa mal etmek yerine kitabında şifreleyip insanlardan gizlemeyi seçmiş?
Bu buluş Newton’un dini inançlarına ters geldiği için Newton onu saklamayı tercih etmiş olabilir. Newton’un dini inançlarını net olarak açıkladığı cümle şu:
Tanrı, başlangıçta, maddeyi
- katı
- kütlesel
- sert
- delinmesi imkansız
- hareket edebilen
parçacıklar olarak şekillendirmiştir.
(Isaac Newton, Optics, 1704, 3. kitap, sayfa: 375)
Dikkatli okuyunca, bakın, Newton “tanrı başlangıçta maddeyi yaratmıştır” demiyor; Newton maddenin varlığını söylemeden, gizli bir varsayım olarak kabul ediyor ve sadece tanrının maddeye ne özellikler verdiğini açıklıyor.
Yörüngelerin yoğunluk kuralı ile açıklanması; Newton’un tasarladığı dinamik dünya sistemini çürütüyor.
Bunu anlamak için bazı gerçekleri yazalım; “gerçek” kelimesini “herkesin doğru olduğunu kabul ettiği ifade” anlamında kullanıyorum.
1. gerçek: Yörünge geometriktir.
Kepler Kuralı (veya yoğunluk kuralı) yörüngeleri sadece ve sadece 2 terimle tanımlıyor. Bu terimler yörüngenin yarıçapı R ve yörüngenin dönemi T‘dir.
2. gerçek: Yörünge güçsüzdür.
1. gerçeğe göre yörüngeler geometriktir; o zaman, yörüngeler güçlü olamaz; çünkü yörüngeleri hesaplamak için bir güç terimi kullanmak gerekmez; ve güç terimi kullanarak yörünge hesaplanamaz.
Gözlem
Newton; yörüngeleri “güç” kullanarak hesapladığını iddia etti; ve yörüngeleri sözde güçle hesapladığı için de; kendi dini inançlarına göre varsaydığı atomik, maddi, ve güçlü dünya sistemini doğruladığını iddia etti. Fakat Newton’un yörünge hesaplarını yaptığı formüllerde güç terimi yoktur.
Soru
Dünya Newtoncu mudur? Yani, dünya, Newton’un iddia ettiği gibi, atomik, maddi ve güçlü müdür?
Cevap
Hayır. Eğer biz de Newton’un yaptığı gibi dünyayı yörünge hesapları ile tanımlarsak; dünyanın atomik, maddi ve güçlü olmadığı sonucuna varırız. Yörüngeler yoğunluk kuralı ile açıklandığı için; doğanın temel biriminin (ölçüsünün) madde değil, yoğunluk olduğu sonucuna varırız.
Doğanın temel birimi yoğunluktur.
Doğa maddesizdir; Newton’un “madde” dediği mutlak bölünmez birimler doğadışıdır ve doğa da yoktur. Kepler Kuralının yoğunluğun tanımlaması olması; yörüngelerin bu yoğunluk kuralı ile açıklanması; Newton tipi mutlak bölünmez maddenin varolmadığını ispatlar.
Newton’un tasarladığı ve tanımladığı madde ve güçlü dünyanın artık gözlemler ve deneylerle desteklenmediğini; tam aksine çürütüldüğünü anlıyoruz.
Ve maddesiz bir dünyada yaşadığımızı bulan da Newton’un kendisi! Newton bu buluşu için kutlanmalıdır; okült ve fantezi bir dünya sistemini insanlığa kabul ettirmeyi başardığı için değil.
***
Şimdi lütfen dünya görüşünüzü bu yeni buluş doğrultusunda ayarlayınız.
Kategorisi Uncategorized
Newton’un gizli buluşu deşifre edildi . . .
Newton’un doktrinlerini dünyaya açıkladığı “Doğal felsefenin matematiksel prensipleri” adlı kitabının bir bölümünde şifrelediği bir buluşunu deşifre ettim.
Newton’un bu buluşu o kadar önemli ki, eğer siz de okusanız ve buluşun ne olduğunu anlasanız; dünyaya bakış açınız değişecektir.
Daha da önemlisi; Newton’un bu buluşu Newton’un kendi dünya sistemini çürütüyor.
Yani Newton aslında çok büyük bir buluş yapmış; fakat bu buluşunu kitabında gizlemiş ve kitabında tam bu buluşun aksi olan bir dünya sistemi geliştirmiş.
Neden?
Nedir bu buluş?
(Devamı var. . .)
Kategorisi Uncategorized
Bedensiz canlı varlık . . .
Maddesiz bir dünyada yaşıyoruz; mutlak bölünmez parçacık kavramı fizikçilerin kendi Newtoncu dinlerinin temel dogması olarak kayıtsız şartsız inandıkları bir inanç.
Gözlemler ise maddesiz bir dünyada yaşadığımızı gösteriyor; madde olarak algıladığımız her şey – aynı para gibi – sadece tanımlandığı için var; maddesiz dünya görüşünü kabul edersek yeni bir tür yaşayan varlığın farkına varıyoruz: bedensiz canlı varlık; bedeni -maddesi- olmayan canlı bir organizma.
***
İnsan toplumu profesyonel sınıflar tarafından kontrol ediliyor. Bu profesyonel sınıfların mesupları bedensiz (tüzel) organizmanın ajanları – banka bedensiz organizma ise – bankacı bedensiz organizmanın ajanı; insan bedenini (bireyi) kontrol eden -insanların efendisi- banka (ve diğer tüzel organizmalar); bankacı aracılığı ile . . . bu durumu anlamanın önemi ne?
İnsan bedeninin bedensiz organizmanın malı (pazarı?) olduğunu anlamak önemli.
***
Parayı kontrol eden bu tüzel organizma; kanunları yazan da o; insanoğlunun nasıl yaşayacağını tanımlayan da o. Bedenli (duygulu) insan bireyi, bedensiz (tüzel, duygusuz) organizmanın kanunlarına göre yaşamak zorunluluğunda. Kedinin insan kanunları altında yaşaması gibi.
Kategorisi Uncategorized
Saymak
Fizik mesleğine baktığımızda komik bir şey gözümüze çarpıyor. Fiziğin yaptığı bir tek şey var. Ne? Saymak. Fizikçiler saymayı öğrenmek için 25-30 sene okuyorlar! Çok komik.
Neden saymak? Çünkü fizik ölçer. Ölçmek de bir ünite seçip, o ünitenin ölçülen şeyde kaç kere olduğunu saymaktır.
Kategorisi Uncategorized
Doğa oranlıdır – eşitlikçi değil
Bütün fark
ile
nin arasındaki farktan ibaret. Fizikçiler eşitlik yani denklem dedikleri aracı kullanarak doğayı anlamaya çalışıyorlar. Fakat, denklemi sadeleştirdiğinizde geriye ne kalır? Ya bir saçmalık kalır; veya bir oran kalır.
Kategorisi Uncategorized
Bazı notlar; gelişigüzel . . .
Bazı notlar:
İnsanlar da hayvanat bahçesinde doğan aslan yavrusu gibi esaret içinde doğuyorlar; veya plantasyonda köle olarak doğan bebek gibi. . .
Kurtuluş bir kuşakta olacak iş değil – şimdi tohumları atıyoruz . . . Belki 1000 sene sonra insanlar kölelikten kurtulurlar – belki de öyle bir durum olmaz – sarmaşığın ağaçsız yaşayamayacağı gibi – insanın da yapışıp, bağlanıp yaşamını sürdürebileceği bir “ağaç” olmalı . . .
Bayrak devletleri – sadece markalaştırılmış tanımlamaları algılayabiliriz – maddesizlik felsefesi . . .
Kadınların erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için binlerce yıl süren esaretten kurtulma savaşı metodunu – insanlık (kadınlar ve erkekler beraber) esaretten kurtulmak için uygulayabilirler – insanlar esaret içinde mi? – kimin kölesi insanlar? – insan olmayan (insansal olan) organizmaların – yaşayan, akıllı fakat bedensiz organizmaların (bayrak devletleri, logo şirketleri gibi) . . .
Bütün kadınlar, dünya çapında kölelikten çıkmış değiller – bazı toplumlarda çıkmışlar – kadınlar nasıl kendilerini esaretten kurtarmışlar? Yerel düşünerek . . .
2000 sene önce kadınlar erkeklerin kölesi idiler – hiç bir hakları yoktu – bugün kadınların tanımladığı bir toplumda yaşıyoruz – tüketim toplumu – New York şehri gibi . . .
Kadınlar birlikte hareket edebilmişler – her birey, her kadın sadece kendi menfaatini düşünmüş belki ve esaretten kurtulmak 2000 sene almış fakat sonunda kadınlar esaret durumundan çıkmışlar . . .
Hangi gruplar birlikte hareket edebilirler? – Bir futbol takımı birlikte hareket eder; bir cins birlikte hareket edemez . . .
İnsan-bilgisayar benzerliği – insan programlanabilir organizma – insanın nasıl bir organizma olduğu önemli değil; programlanan bir organizma olduğu önemli – (fakat bu konuları tartışmak yaşamaya engel olur – yaşam ötesi tartışmalar bunlar ve insanın mutlu bir hayat sürmesine engel olur) . . .
Neden birey oto pilotta yaşadığı zamanlar kendi mutlu hisseder? . . .
Birey ortama uyuyor ve ortam bireyi tanımlıyor . . .
Birey neden sorgular? Komik bir soru belki de? Sadece sorgulayan biri neden sorguladığını sorgular – içine kapanıklık; dış dünyanın dışında yaşamak demek mi? . . .
Tek gerçek para – bu anlama gelen deyimler çok eskilere dayanıyor – paran yoksa değerin yok – paran yoksa toplum seni adamdan saymıyor; diye eski filozoflar söylemişler . . .
Paketlerin içinde bütün cevaplar var – paketin içinde bütün cevaplar var – sanki dinin cevapları yanlış bilimin cevapları mutlak doğru diye düşünmek de yanlış – bilim de; din de; bir profesyonel sınıfın geliştirdiği ve paketlediği bir cevaplar sistemi – dünyayı anlamak mutlu bir hayat sürdürmek için gerekmiyor . . .
Kendi elbisemizi kendimiz dikmiyoruz – kendi sebzemizi kendimiz yetiştirmiyoruz – kendi hayvanımızı kendimiz avlamıyoruz – kendi evimizi bile yapmıyoruz . . . neden kendi dünya modelimizi araştırıp bulalım? – gerek yok – “din” dediğimiz sistem evreni bizim için tanımlamış – yaşama kurallarını da tanımlamış; kanunlaştırmış; bize yaşamak kalmış; sana verilen din paketini kabul et ve gerisini unut. . . zaten sormuyorlar; nufus kağıdına yazıyorlar doğduğun zaman . . .
Sorgulayan kaybetmeye mahkumdur; tanımlayan kazanır – para insana tanımlama gücü veriyor . . .
Özet olarak: bu dünyanın esasını anlamak gereksiz – mutlu yaşamak için insanın bir tek gerçeği anlaması gerekiyor; tek gerçek para – bu gerçeği anlayanlar -tek güç para- bunu da anlıyorlar – para kazanmanın tek yolu da iş sahibi olmak – kendi işi olmayan köle olarak çalışmaya mecbur – adı köle değil “işçi” olsun; “memur” olsun; kendi zamanın sahibi değil ya; ona köle denir işte . . . fakat kölelik bile sorgulamaktan daha iyi – kendi küçük (yerel) dünyanı tanımla; orada yaşa; sorgulama dünyayı -tanımla- . . .
Profesyonel sınıfın amacı dünyayı anlamak olamaz – onların tek amacı kariyer yapmak – hiyerarşide yükselmek – “bilim” denen akademik dala girenler de kariyerlerinden başka bir şey düşünmezler . . .
Hayatı anlamaya çalışmayın; hayatı yaşayın . . .
Her birey çocukluktan çıkış döneminde bir sorgulama döneminden geçiyor – dünya nasıl bir yerdir? – ben kimim? – neden buradayım? – görevim nedir? – bu hayatın bir anlamı var mı? – varsa nedir? diye sorguluyor – fakat ebeveynler ve okul bireyin bu doğal merakını öldürüyor – okul onlara bu varoluşsal ve doğal soruların hepsinin cevaplandırıldığını öğretiyor . . . sen aklını bu tip sorularla yorma, bu soruların cevabını büyük İngiliz dehası Newton bulmuştur diyor . . .
“Neden bu dünyanın esası nedir?” diye sormuyorsun diye insanlara sormalı – merak mı etmiyorlar – ilgisizler mi – vakitleri mi yok . . . yoksa biliyorlar da ondan mı sormuyorlar? . . .
Bir görüşe göre; yaşadığımız esası maddesizlik; yani hiç bir yüzey mutlak değildir – her yüzey tanımlamadır (ahdî anlaşmaya bağlı olan demekmiş) o zaman, evet, her yüzey ahdîdir – tanımlanır ve kabul edilir – bakan o tanımlanmış yüzeyi yüzey olarak görmeyi kabul eder – sorgulayan – bu yüzey (ne yüzeyi olursa olsun) o yüzeyin aslında mutlak yüzey olmadığını ispatlayabilir . . .
Akıllı insan “bu dünya nasıl bir yer?” diye sormaz; bu dünyanın tanımlamasını paketlenmiş olarak alırlar; din paketi var; bilim paketi var; ve hatta dinden de bilimden de seçip alıp kendi dünya anlayışını derlemek de mümkün; zaten serbest toplumlarda çoğu insanın dünya görüşü bu toplama dünya görüşüdür fakat onlar bunun kendi dünya görüşü olduğunu sanırlar – gelenekler de var – gelenek toplumun alışkanlıklarıdır – sorgulayan; toplumun dışına itilir; sorgulayan kaybetmeye mahkumdur; peki sorgulamak iyi bir şey değil mi? – değil – sorgulama; tanımla . . .
“Bu dünyanın esası nedir acaba?” diye soranlar para kazanamıyorlar; çünkü bu soruyu araştırmak akademik profesyonal profların tekelinde bu soruya cevap aramak – akademi dışında bu soruya cevap aramaya kalkan birey sefilleri yaşamaya mahkum eder kendini – fakat akademik doktorlar da bu soruya cevap veremezler – veremezler çünkü cevapları akademik kalmaya mahkum . . .
Yerel yaşa . . . aile-iş-ev-tatil-emeklilik-torunlar ve mezar . . . ne güzel . . . baştan sona belli bir hayat . . . evrenin sorunlarına kafa yorma . . .
Bir hayatı değerlendiriyorum . . . Yazılmamış hayat yaşanmamış hayattır derler ya . . .
Materyalist felsefe; bedensiz organizmaların insanlara karşı kullandığı sömürü silahı . . . Güç kavramı . . . politik modelin doğaya uygulanması . . .
Tüketicı toplumunda yeni tanrısı -yeni kültü- tüketici yeni kültüne tapan insan demek – fikirlerin de mutlak değeri yok – yeni ve iyi pazarlanmış fikirler var . . .
Ticari bir toplumda yaşıyoruz – bireyler toplumun bir parçası – birey sadece eğitildiği -programlandığı- ve marka olarak görebildiği -algılayabildiği- ürünleri alıyor – fikirlerin de aynı şekilde paketlenmesi ve markalaştırılıp tüketiciye sunulması gerekiyor . . .
Kategorisi Uncategorized
