Bazı notlar; gelişigüzel . . .

Bazı notlar:

İnsanlar da hayvanat bahçesinde doğan aslan yavrusu gibi esaret içinde doğuyorlar; veya plantasyonda köle olarak doğan bebek gibi. . .

Kurtuluş bir kuşakta olacak iş değil – şimdi tohumları atıyoruz . . . Belki 1000 sene sonra insanlar kölelikten kurtulurlar – belki de öyle bir durum olmaz – sarmaşığın ağaçsız yaşayamayacağı gibi – insanın da yapışıp, bağlanıp yaşamını sürdürebileceği bir “ağaç” olmalı . . .

Bayrak devletleri – sadece markalaştırılmış tanımlamaları algılayabiliriz – maddesizlik felsefesi . . .

Kadınların erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için binlerce yıl süren esaretten kurtulma savaşı metodunu – insanlık (kadınlar ve erkekler beraber) esaretten kurtulmak için uygulayabilirler – insanlar esaret içinde mi? – kimin kölesi insanlar? – insan olmayan (insansal olan) organizmaların – yaşayan, akıllı fakat bedensiz organizmaların (bayrak devletleri, logo şirketleri gibi) . . .

Bütün kadınlar, dünya çapında kölelikten çıkmış değiller – bazı toplumlarda çıkmışlar – kadınlar nasıl kendilerini esaretten kurtarmışlar? Yerel düşünerek . . .

2000 sene önce kadınlar erkeklerin kölesi idiler – hiç bir hakları yoktu – bugün kadınların tanımladığı bir toplumda yaşıyoruz – tüketim toplumu – New York şehri gibi . . .

Kadınlar birlikte hareket edebilmişler – her birey, her kadın sadece kendi menfaatini düşünmüş belki ve esaretten kurtulmak 2000 sene almış fakat sonunda kadınlar esaret durumundan çıkmışlar . . .

Hangi gruplar birlikte hareket edebilirler? – Bir futbol takımı birlikte hareket eder; bir cins birlikte hareket edemez . . .

İnsan-bilgisayar benzerliği – insan programlanabilir organizma – insanın nasıl bir organizma olduğu önemli değil; programlanan bir organizma olduğu önemli – (fakat bu konuları tartışmak yaşamaya engel olur – yaşam ötesi tartışmalar bunlar ve insanın mutlu bir hayat sürmesine engel olur) . . .

Neden birey oto pilotta yaşadığı zamanlar kendi mutlu hisseder? . . .

Birey ortama uyuyor ve ortam bireyi tanımlıyor . . .

Birey neden sorgular? Komik bir soru belki de? Sadece sorgulayan biri neden sorguladığını sorgular – içine kapanıklık; dış dünyanın dışında yaşamak demek mi? . . .

Tek gerçek para – bu anlama gelen deyimler çok eskilere dayanıyor – paran yoksa değerin yok – paran yoksa toplum seni adamdan saymıyor; diye eski filozoflar söylemişler . . .

Paketlerin içinde bütün cevaplar var – paketin içinde bütün cevaplar var – sanki dinin cevapları yanlış bilimin cevapları mutlak doğru diye düşünmek de yanlış – bilim de; din de; bir profesyonel sınıfın geliştirdiği ve paketlediği bir cevaplar sistemi – dünyayı anlamak mutlu bir hayat sürdürmek için gerekmiyor . . .

Kendi elbisemizi kendimiz dikmiyoruz – kendi sebzemizi kendimiz yetiştirmiyoruz – kendi hayvanımızı kendimiz avlamıyoruz – kendi evimizi bile yapmıyoruz . . . neden kendi dünya modelimizi araştırıp bulalım? – gerek yok – “din” dediğimiz sistem evreni bizim için tanımlamış – yaşama kurallarını da tanımlamış; kanunlaştırmış; bize yaşamak kalmış; sana verilen din paketini kabul et ve gerisini unut. . . zaten sormuyorlar; nufus kağıdına yazıyorlar doğduğun zaman . . .

Sorgulayan kaybetmeye mahkumdur; tanımlayan kazanır – para insana tanımlama gücü veriyor . . .

Özet olarak: bu dünyanın esasını anlamak gereksiz – mutlu yaşamak için insanın bir tek gerçeği anlaması gerekiyor; tek gerçek para – bu gerçeği anlayanlar -tek güç para- bunu da anlıyorlar – para kazanmanın tek yolu da iş sahibi olmak – kendi işi olmayan köle olarak çalışmaya mecbur – adı köle değil “işçi” olsun; “memur” olsun; kendi zamanın sahibi değil ya; ona köle denir işte . . . fakat kölelik bile sorgulamaktan daha iyi – kendi küçük (yerel) dünyanı tanımla; orada yaşa; sorgulama dünyayı -tanımla- . . .

Profesyonel sınıfın amacı dünyayı anlamak olamaz – onların tek amacı kariyer yapmak – hiyerarşide yükselmek – “bilim” denen akademik dala girenler de kariyerlerinden başka bir şey düşünmezler . . .

Hayatı anlamaya çalışmayın; hayatı yaşayın . . .

Her birey çocukluktan çıkış döneminde bir sorgulama döneminden geçiyor – dünya nasıl bir yerdir? – ben kimim? – neden buradayım? – görevim nedir? – bu hayatın bir anlamı var mı? – varsa nedir? diye sorguluyor – fakat ebeveynler ve okul bireyin bu doğal merakını öldürüyor – okul onlara bu varoluşsal ve doğal soruların hepsinin cevaplandırıldığını öğretiyor . . . sen aklını bu tip sorularla yorma, bu soruların cevabını büyük İngiliz dehası Newton bulmuştur diyor . . .

“Neden bu dünyanın esası nedir?” diye sormuyorsun diye insanlara sormalı – merak mı etmiyorlar – ilgisizler mi – vakitleri mi yok . . . yoksa biliyorlar da ondan mı sormuyorlar? . . .

Bir görüşe göre; yaşadığımız esası maddesizlik; yani hiç bir yüzey mutlak değildir – her yüzey tanımlamadır (ahdî anlaşmaya bağlı olan demekmiş) o zaman, evet, her yüzey ahdîdir – tanımlanır ve kabul edilir – bakan o tanımlanmış yüzeyi yüzey olarak görmeyi kabul eder – sorgulayan – bu yüzey (ne yüzeyi olursa olsun) o yüzeyin aslında mutlak yüzey olmadığını ispatlayabilir . . .

Akıllı insan “bu dünya nasıl bir yer?” diye sormaz; bu dünyanın tanımlamasını paketlenmiş olarak alırlar; din paketi var; bilim paketi var; ve hatta dinden de bilimden de seçip alıp kendi dünya anlayışını derlemek de mümkün; zaten serbest toplumlarda çoğu insanın dünya görüşü bu toplama dünya görüşüdür fakat onlar bunun kendi dünya görüşü olduğunu sanırlar – gelenekler de var – gelenek toplumun alışkanlıklarıdır – sorgulayan; toplumun dışına itilir; sorgulayan kaybetmeye mahkumdur; peki sorgulamak iyi bir şey değil mi? – değil – sorgulama; tanımla . . .

“Bu dünyanın esası nedir acaba?” diye soranlar para kazanamıyorlar; çünkü bu soruyu araştırmak akademik profesyonal profların tekelinde bu soruya cevap aramak – akademi dışında bu soruya cevap aramaya kalkan birey sefilleri yaşamaya mahkum eder kendini – fakat akademik doktorlar da bu soruya cevap veremezler – veremezler çünkü cevapları akademik kalmaya mahkum . . .

Yerel yaşa . . . aile-iş-ev-tatil-emeklilik-torunlar ve mezar . . . ne güzel . . . baştan sona belli bir hayat . . . evrenin sorunlarına kafa yorma . . .

Bir hayatı değerlendiriyorum . . . Yazılmamış hayat yaşanmamış hayattır derler ya . . .

Materyalist felsefe; bedensiz organizmaların insanlara karşı kullandığı sömürü silahı . . . Güç kavramı . . . politik modelin doğaya uygulanması . . .

Tüketicı toplumunda yeni tanrısı -yeni kültü- tüketici yeni kültüne tapan insan demek – fikirlerin de mutlak değeri yok – yeni ve iyi pazarlanmış fikirler var . . .

Ticari bir toplumda yaşıyoruz – bireyler toplumun bir parçası – birey sadece eğitildiği -programlandığı- ve marka olarak görebildiği -algılayabildiği- ürünleri alıyor – fikirlerin de aynı şekilde paketlenmesi ve markalaştırılıp tüketiciye sunulması gerekiyor . . .

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.