1. Bölüm
I. Madde: egemen güçlerin ideolojisi
Madde fiziğin tekelinde; fizik ABD’nin kontrolündedir.
II. Madde: yasaklı madde
Fizikçiler madde doktrininin sorgulanmasını yasaklamışlardır; çünkü fizik mesleği, “madde tabiatın ana maddesidir” dogmasını, sorgulamadan kabul eder.
III. Madde: din kökenli dogma
Madde; fizik mesleğinin kurucusu Newton tarafından, kendi dini inançları doğrultusunda; mesleğin esas dogması olarak, belirlenmiştir. Nasıl ki, Katolik kilisesi, maddenin İsa’nın bedenine dönüşümü temel dogmasını tartışmaya açacak değilse; fizik mesleğinin de, kurucusu Newton’un fiziğin temeli yaptığı bölünemez ve dönüştürülemez madde dogmasını tartışmaya açması beklenemez.
IV. Madde: ABD’nin malı
Bir zamanlar Britanya imparatorluğunun kontrolünde olan fizik bürokrasisi, günümüzde ABD’nin egemenliği altındadır. ABD Newtoncu fiziğin dogmalarını olduğu gibi kabul etmiştir. Bu dogmalara madde de dahildir.
Maddeyi varsaymak yerine, bilimsel olarak sorgulamak istesek, karşımıza ABD’nin politik egemenliği altındaki fizik bürokrasisi çıkacaktır. Tabiatın madde olduğu dogmasını kabul etmiş olan bu bürokrasi, maddenin sorgulanmasını yasaklar ve kendi maddeli tabiat öğretisini, deneylerle ispatlanmış tek gerçek doğru olarak dünya halklarına dayatır.
ABD’nin fizik üstüne mutlak egemenlik kurmasının sebebi; ABD’nin Ortadoğu’daki savaşlarının sebebi ile aynıdır: Enerji kaynaklarını kontrol etmek.
V. Madde: kara para
ABD enerji bakanlığı fiziğin her dalının ana sponsorudur. Askeri teknoloji ve enerji araştırmaları için ayrılan dolarlar, akademik kurumlar tarafından aklandıktan sonra, bu kurumlarda çalışan fizikçiler tarafından “bilimsel araştırma” adı altında gerçekleştirilir.
VI. Madde: bilim bireye yasak
Bilim, ABD’nin kontrolündeki bir küresel bürokrasi ve bu bürokrasinin işbirlikçi bürokratlarının kontrolündedir. Bu insansal organizma, insanlara bilim olarak ne öğretileceğine karar vermektedir. Bu organizmanın maddeci öğretilerine inanmak; dine veya hurafelere inanmaktan farksızdır. Bilimsel sorgulama insanlara yasaklanmıştır; sadece yasaklayan değişmiştir; bir zamanlar kilise bilimin yasaklayıcısı iken, şimdi küresel bayrak devletleri bilimin yasaklayıcısı olmuşlardır.
VII. Madde: faraziye
Newton, tanrının maddeli bir tabiat yarattığını söyleyip, Newtoncu sistemi madde üzerine kurmuştur. Tabiatın madde olduğu varsayımı şimdiye kadar hiç bir deney veya gözlemle ispatlanmamıştır. Zaten, varsayımlar ispat edilemez.
VIII. Madde: dilimize işlenmiş
Newton’un madde varsayımını gözlemlerle ispat edemeyen Newton’un müritleri, maddeyi cinas yoluyla, tabiata mal etmeye çalışırlar. Fizikçiler, “fiziksel” kelimesini “madde” olarak tanımlamışlardır; laf oyunları ile tabiatı maddesel yapmaya çalışırlar. Bunda da başarılı olurlar; çünkü maddenin tabiatın esası olduğu dilimize işlenmiştir.
IX. Madde: var mı?
Madde fizik mesleğinin tekelinden kurtulup, bilimsel sorgulamaya açılmalıdır. Bu sorgulama bütün insanlığa açık olmalı; ve tabiat bilimleri, felsefe, ilahiyat, hukuk, mühendislik, ve sanat alanlarında çalışanların fikirlerine açılmalıdır.
Newton’un yaptığı gibi, “tanrı tabiatı madde olarak yaratmıştır” deyip, dinî bir sloganı bilimin esası olarak almak yerine, “madde var mıdır?” diye soralım. Bu sorunun cevabını bulabilmek için Newton’un güç ve kütle kavramlarını incelemeliyiz.
X. Madde: güç ve kütle
Fizik mesleğinde kullanılan “güç” ve “kütle” kavramları Newton’un bu kelimelere verdiği anlamlardan çok değişiktir. Bu kelimelerin bozulmamış asıl anlamlarını anlayabilmek için, Newton’un orijinal yazılarına, yani, Principia denen kitapta yazdıklarına bakılmalıdır.
XI. Madde: Kepler kuralı’nda yok
İnsanlığın bildiği tek hareket kuralı Kepler kuralıdır ve bu kural madde ihtiva etmez.
Newton Kepler kuralını, ilk defa, Thomas Streete’in, Astronomia Carolina adlı ders kitabında görmüştür.
Principia’da astronomi hesaplamalarının hepsi Kepler kuralı ile yapılmıştır. Zaten Principia’da önemli astronomi hesaplarının yapıldığı sadece 6 teorem vardır; bunlar 3.4, 3.8, 1.57, 1.58, 1.59 ve 1.60 teoremleridir.
XII. Madde: dinamik yorumlar
Newton Principia’daki astronomi hesaplarını yaparken, Kepler kuralını esas almış, fakat sanki dinamik hesaplar yapıyormuş gibi yorumlar eklemiştir.
Newton’un Principia’daki hesaplarını, güç ve kütle gibi dinamik terimler kullanmadan yapmak mümkündür. Zaten dekoratif olan dinamik terimler işlemsel formülleri elde etmek için elenmek mecburiyetindedirler.
XIII. Madde: tabiatta yok
Bundan çıkan sonuç; gücün, kütlenin, ve maddenin astronomide gerekli olmadığıdır. Madde denen mutlak kopukluklar arasında tabiatüstü bir etkileşim gücü ile Newton kanunlarına göre düzenlenmiş bir dünyada yaşamıyoruz. Maddesiz ve sürekli bir dünyada yaşıyoruz; gözlemler bu görüşü destekliyor; gözlemler maddeciliği yadsıyor. Tabiatın düzeni anlaşma ile oluyor; tabiat üstü bir güçle değil.
XIV. Madde: tabiat dini
Egemen güçler -ABD başta olmak üzere- fizik bürokrasisi yoluyla tabiatı madde olarak tanımlamışlardır. Bu egemen bürokrasiler insan değil, insansal organizmalardır; onların değer verdiği bilim değil, kendi hukuk sistemleridir.
ABD’nin anayasası devletin bir resmi dini olmasını yasakladığı halde, Newtoncu maddecilik ABD’nin, ve bütün dünyanın, dinler üstü, resmi tabiat dini olmuştur.
XV. Madde: Sömürü silahı
Tabiatın madde olmadığını göstermek insanları sömüren küresel organizmanın en önemli sömürü silahını etkisiz kılacaktır.
XVI. Madde: sonuç
Madde; Newton tarafından, tanrının vahyi olduğu gerekçesiyle, tabiatın ana maddesi olarak tanımlanmıştır. Bu yanlıştır; çünkü tabiat maddesel değil, işlemseldir. Bu yanlış temel üstüne kurulan fizik; yanlışını hukuk yoluyla çözümlemeyi seçmiş; ve gözlemleri, otoriter yorumlar yoluyla fizik hukukuna uygulamıştır.
Kendi içinde hukuksal tutarlılığı olduğu halde; fizik tabiatın -iddia edildiği gibi- esas görüntüsü değil, bir bürokrasinin tabiat yorumudur. Tabiatın esas ve mutlak bir görüntüsü olup olmadığı ise, fizik mesleğine ait bir soru değil; bir bilimsel felsefe sorusudur.
ABD fizik bürokrasisini kontrolü altına alınca, madde dogmasını da kabul etmiştir. Fiziği askeri teknoloji ve enerji araştırmalarına bilimsel örtü olarak kullanan ABD, fiziğin Newtoncu mirası, sapık maddesel ideolojiyi insanlığın resmi tabiat görüşü olarak dayatmakta ve okullarda öğretmektedir.
Bütün bunlardan çıkan sonuç; maddenin ölçülebilir bir miktar değil de, devasa bir bürokrasinin ideolojik faraziyesi olduğudur. Maddenin bilimsel sorgulanması sürecinde, amaç, bu egemen bürokrasinin ideolojisini değiştirmek değil; yoğunluğun tabiatın esas ölçülebiliri olduğunu göstermek olmalıdır.